Çeşme’nin tarihine ilişkin tartışmaları değerlendiren sosyolog Engin Önen, Çakabey Anıtı önünde yaptığı açıklamada kentlerin tarihî kimliğinin doğru bilgilerle korunmasının önemine dikkat çekti. Önen, Çakabey’in Çeşme’de yaşadığına ve öldüğüne ilişkin ciddi bir kaynak bulunmadığını belirtti.

“Çakabey’in Çeşme’de yaşadığına ve öldüğüne ilişkin ciddi bir kaynak yok” diyen Önen, tarihî kişiliklerin kentlerde anılmasının değerli olduğunu ancak bunun gerçeğe aykırı bilgilerle yapılmaması gerektiğini ifade etti. Çakabey ile Çeşme arasındaki ilişkinin askerî ve siyasi tarih üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“Çakabey, bölgede ilk Türk egemenliğini kuran komutandır” ifadesini kullanan Önen, Çakabey’in 1081 yılından itibaren İzmir ve çevresinde Türk egemenliğinin kurulmasında önemli rol oynadığını hatırlattı. Çeşme Yarımadası ve Ege adalarına uzanan askerî faaliyetlerinin bölge tarihi açısından önem taşıdığını belirtti ancak bu egemenliğin Çeşme’de kalıcı Türk yerleşiminin başladığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Önen, Çakabey’in bölgeye Türk toplulukları getirerek yerleşim kurduğuna ilişkin tarihî bir bilginin bulunmadığını ve Çeşmeköy’ün kuruluşunun Çakabey’e bağlanmasının doğru olmadığını savundu. Çakabey Anıtı’ndaki bilgilendirme tabelasında yer alan hatanın düzeltildiğini açıkladı.

Tabelada Çakabey’in Bizans ile savaş sırasında şehit olduğu yönündeki bilginin kaldırıldığını, yerine I. Kılıç Arslan tarafından öldürüldüğüne ilişkin bilginin yazıldığını belirten Önen, bu değişikliği memnuniyetle karşıladı. Tarihî bilgilerin değiştirilmeden ve çarpıtılmadan aktarılması gerektiğini vurguladı.

“Çeşme’nin İlk Türk Yerleşim Yeri Olan Çeşmeköy’ün tarihî kimliği gölgelenmemeli” diyen Önen, Çakabey’in Çeşme’de anılmasına karşı olmadığını ancak Çeşmeköy’ün geçmişinin geri plana itilmesine itiraz ettiğini ifade etti. Çakabey’in bölgedeki askerî egemenliğinin yaklaşık on yıl sürdüğünü, Çeşme’de kalıcı Türk yerleşim tarihi açısından esas önemli yerin Çeşmeköy olduğunu vurguladı.

Önen, Çakabey’in burada cami yaptırdığı, mezarının Çeşme’de bulunduğu veya Çeşmeköy’ü kurduğu yönündeki iddiaların tarihî dayanağı olmadığını belirtti. Çeşme tarihinin belgeler ve bilimsel araştırmalar ışığında ele alınması gerektiğini söyledi.